Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, YÖK Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen 'Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması' başlıklı toplantıya katılım sağladı. Özvar, farklı sektörlerle imzalanan iş birliği protokollerini kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmeyi amaçladıklarını belirterek, bu protokollerin yalnızca iyi niyet beyanı olmadığını, aynı zamanda müfredatların sektörle birlikte oluşturulması, uygulamalı eğitim süreçlerinin sektöre entegre edilmesi ve yükseköğretimde yönetim süreçlerine sektör temsilcilerinin daha etkin bir şekilde katılımını sağlamayı hedeflediğini ifade etti. Organize sanayi bölgelerinde açılan meslek yüksekokullarının bu anlayışın en belirgin örneklerinden biri olduğunu vurgulayan Özvar, öğrencilerin sınıf ortamında öğrendiklerini hemen uygulama fırsatı bulduğu bu modelin, eğitim ile iş dünyası arasındaki uzun süredir tartışılan kopukluğu büyük ölçüde ortadan kaldırdığını aktardı.
Özvar, bu modelin öğrencilerin mezun olmadan önce iş hayatına entegre olmalarını sağladığına dikkat çekerek, “Meslek yüksekokullarımızı sektörle bütünleştirebilirsek, Türkiye’nin nitelikli personel yetiştirme kapasitesiyle önemli bir merkez haline gelebileceğini düşünüyoruz. Uygulanan kısa süreli staj uygulamalarının, öğrencileri iş hayatına yeterince hazırlamadığını sahadan gelen geri bildirimlerle açıkça görmekteyiz. İki veya üç haftalık stajlar, öğrencilerin mesleki yeterlilik kazanmaları, işletme kültürünü öğrenmeleri ve üretim süreçlerini içselleştirmeleri açısından yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle, Yükseköğretim Kurulu olarak uygulamalı eğitim modelinde köklü bir değişim süreci başlatmış bulunuyoruz. Uzun süreli, iş yeri temelli mesleki eğitim anlayışıyla, ön lisans ve lisans programlarında bir veya iki dönemi kapsayan uygulamalı eğitim modellerini hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
Özvar, “Bu modelle hedefimiz, öğrencilerin teorik bilgiyi üretim ortamında deneyimlemeleri, sorumluluk alarak üretim süreçlerine katılmaları ve mezuniyet sonrası herhangi bir adaptasyon süreci yaşamadan istihdama girmeleridir. Bu durum, yalnızca öğrenciler için değil, aynı zamanda sektörün verimliliği ve nitelikli iş gücüne erişimi açısından da önemli bir kazanım sağlamaktadır. 'Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması' kapsamında Ankara, İzmir, Gaziantep, Bursa, Kocaeli, İstanbul ve Konya olmak üzere 7 pilot ilde başlattığımız projelerle mesleki eğitimin iş gücü piyasasıyla uyumunu artırmayı, üniversite-sektör eşleşmesini veriye dayalı olarak güçlendirmeyi ve bölgesel planlama ile kontenjan optimizasyonunu sağlamayı amaçlıyoruz” dedi.
Özvar, bu projelerde NACE (Ekonomik Faaliyetlerin Sınıflaması) kodları üzerinde bir çalışma yapıldığını ve programların bu kodlar üzerinden uygun sektörlerle eşleştirildiğini aktardı. Pilot şehirlerdeki öğrenci, çalışan ve iş yeri sayılarının belirlendiğini, her şehirde NACE faaliyet kollarına göre iş yerlerinin dağılımının hesaplandığını ve son olarak bu veriler üzerinden oransal istatistiklerin hazırlandığını ifade etti.
Özvar, bu uygulamanın yükseköğretim sisteminde mesleki eğitimin yeniden yapılandırılmasına yönelik büyük ölçekli ve stratejik dönüşümün ilk aşaması olduğunu belirterek, “Buradan elde edeceğimiz sonuçlar yalnızca bu iller için değil, Türkiye genelinde uygulamayı planladığımız modelin yönünü, kapsamını ve hızını belirleyecektir. İşletmeler açısından bu model, nitelikli iş gücünü mezuniyet sonrası aramak yerine, eğitim sürecinde tanımak ve yetiştirmek için bir fırsat sunacaktır. Bu çalışma, gençlerin mezuniyet sonrası iş arama sürelerini kısaltacak, iş gücü piyasasına geçişlerini hızlandıracak ve mesleki yeterlilik ile sektör beklentileri arasındaki mesafeyi azaltacaktır. Uzun vadede bu durum, hem iş gücü verimliliğini artıracak hem de ülkemizin rekabet gücüne katkıda bulunacaktır” değerlendirmesinde bulundu.