Dünyanın bazı bölgelerinde, güçlü petrol, turizm ve finans sektörlerinden elde edilen gelirler sayesinde, devletler vatandaşlarından gelir vergisi talep etmeden bütçelerini yönetebiliyor. Bu sistem, Körfez ülkelerinden Karayipler'e kadar uzanırken, maaşlardan herhangi bir kesinti yapılmadan, ekonomik yükün tüketim ve hizmet gelirleriyle karşılandığı bir yapı sunuyor.
Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde kamu harcamalarının büyük bir kısmı petrol ve doğalgaz gelirleriyle finanse edilmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri ise enerji gelirlerini turizm, finans ve lojistik yatırımları ile çeşitlendirerek, gelir vergisi olmadan sağlam bir ekonomik yapı oluşturmayı başarmıştır.
Doğal kaynaklardan ziyade turizm ve finans alanında büyüyen Karayip ülkeleri de gelir vergisi almayan ekonomiler arasında bulunmaktadır. Bahamalar, Cayman Adaları ve Bermuda, devlet bütçelerini turist harcamaları, finansal işlemler ve lisans gelirleri ile desteklemektedir.
Avrupa’da gelir vergisinin bulunmadığı en bilinen yer Monako'dur. Prenslik, doğrudan gelir vergisi almak yerine, harcamalar üzerinden alınan vergiler, emlak işlemleri ve lüks tüketim üzerinden gelir elde etmektedir. Küçük yüzölçümüne rağmen, yüksek gelirli bireyleri çekerek ekonomisini sağlam bir şekilde sürdürüyor.
Vergi olmaması, tamamen vergisiz bir sistem olduğu anlamına gelmez. Gelir vergisi yerine, tüketim vergileri, gümrük gelirleri, lisans ücretleri ve harçlar öne çıkmaktadır. Bu modeli mümkün kılan unsurlar arasında küçük nüfus, yüksek doğal kaynak geliri, finans merkezi olma durumu ve stratejik konum sayılabilir. Bu nedenle, aynı sistemin her ülkede uygulanması mümkün değildir.