Mobil
Borsa

TCMB’nin Repo Kararı Sonrası Borsa, Faiz Ve Dövizde Yeni Beklenti

24 Ağustos 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 1 Mart 2026’da ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlayacağını açıklaması, finans piyasalarında yakından takip edilmeye başlandı.

Karar doğrudan bir politika faizi indirimi anlamına gelmese de bankaların Türk lirası fonlama maliyetleri ve piyasalardaki likidite koşulları açısından önemli bir değişiklik olarak değerlendiriliyor.

Bankalara Daha Düşük Maliyetli TL Fonlama İmkanı

Bir hafta vadeli repo ihaleleri, TCMB’nin bankacılık sistemine Türk lirası likiditesi sağlamak için kullandığı temel araçlardan biri olarak öne çıkıyor.

Repo kanalının yeniden açılmasıyla bankalar, gerekli koşulları sağlamaları halinde TCMB’den bir hafta vadeli TL fonlaması sağlayabilecek. Bu durumun bankaların fonlama maliyetleri üzerinde etkili olması bekleniyor.

TCMB’nin politika faizi yüzde 37, gecelik borç verme faizi ise yüzde 40 seviyesinde bulunuyor. Repo kanalının yeniden devreye alınması, bankaların politika faizine daha yakın maliyetlerle fonlama sağlayabilmesinin önünü açıyor.

Borsa İstanbul İçin Pozitif Sinyal

Kararın Borsa İstanbul açısından özellikle bankacılık hisseleri üzerinde olumlu etki oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Bankaların daha düşük maliyetli fonlamaya ulaşması, net faiz marjları ve kârlılık beklentilerini destekleyebilir. Faizlerde yaşanabilecek aşağı yönlü hareketin, yüksek faiz ortamından olumsuz etkilenen şirketlerin değerlemelerine de katkı sağlaması bekleniyor.

Ancak borsadaki etkinin boyutunu TCMB’nin gerçekleştireceği repo ihalelerinin büyüklüğü belirleyecek. Repo ihalelerinin düşük tutarda kalması halinde piyasa üzerindeki etki de sınırlı olabilir.

Dolar/TL’de Yukarı Yönlü Baskı Oluşabilir

Repo kanalının yeniden açılması, döviz piyasasında Türk lirası açısından daha gevşek likidite koşullarının oluşmasına neden olabilir.

Bankaların daha uygun maliyetle TL fonlamasına ulaşması, teorik olarak dolar/TL kurunda yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak bu durumun TL’de sert bir değer kaybına yol açması kesin değil.

TCMB, gerektiğinde farklı likidite araçlarını kullanarak piyasadaki fazla TL'yi çekebiliyor. Bu nedenle haftalık repo ihalelerinin başlaması tek başına döviz piyasasında güçlü bir hareket yaşanacağı anlamına gelmiyor.

Gram Altın İçin Kur Etkisi Öne Çıkıyor

Dolar/TL’de yukarı yönlü bir hareket yaşanması halinde gram altın bundan olumlu etkilenebilir.

Ons altın fiyatı sabit kalsa dahi kurdaki yükseliş gram altının TL bazındaki değerini artırabilir. Ayrıca TL faizlerinde düşüş beklentisinin güçlenmesi, yatırımcıların alternatif yatırım araçlarına yönelmesini destekleyebilir.

Bununla birlikte gram altının seyri açısından küresel ons altın fiyatı da önemli bir belirleyici olmaya devam edecek.

Tahvil Faizlerinde Düşüş Beklentisi

TCMB’nin repo kararının tahvil piyasasında da aşağı yönlü fiyatlamayı destekleyebileceği belirtiliyor.

Bankaların daha düşük maliyetle TL fonlamasına erişmesi, kısa vadeli faizlerde düşüş beklentisini artırabilir. Bu beklenti özellikle kısa vadeli tahvil faizlerine yansıyabilir.

Ancak tahvil faizlerinde kalıcı düşüş için yalnızca likidite koşulları yeterli olmayacak. Enflasyon beklentileri ve Merkez Bankası’nın gelecekte izleyeceği faiz politikası da piyasaların yönü açısından belirleyici olacak.

Piyasalar İlk Repo İhalelerini Bekliyor

TCMB’nin kararının piyasalardaki gerçek etkisinin anlaşılması için önümüzdeki dönemde üç gösterge öne çıkacak.

Bunlar repo ihalelerinde sağlanacak toplam fonlama tutarı, ihalelerde oluşacak faiz oranı ve ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti olacak.

Fonlama maliyetinin yüzde 40 seviyesinden politika faizi olan yüzde 37’ye doğru gerilemesi halinde piyasada para politikasının gevşeyebileceğine ilişkin beklentiler güçlenebilir.

Karar Faiz İndirimi Değil, Ancak Önemli Bir Sinyal

TCMB’nin bir hafta vadeli repo ihalelerini yeniden başlatması mevcut durumda politika faizinde bir değişiklik anlamına gelmiyor. Politika faizi yüzde 37 seviyesinde tutuluyor.

Buna karşın bankaların daha düşük maliyetli TL kaynağına erişebilmesinin yeniden mümkün hale gelmesi, para politikasının likidite tarafında daha esnek bir yaklaşım benimsendiğine yönelik yorumlara neden olabilir.

İlk repo ihalelerinin tutarı ve oluşacak fonlama maliyeti, piyasaların bu kararı nasıl fiyatlayacağını belirleyecek. Fonlama maliyetinin yüzde 37’ye yaklaşması halinde bankacılık hisseleri ve tahvil piyasasında daha belirgin hareketler görülmesi, sonrasında döviz ve altın tarafında da fiyatlamaların oluşması beklenebilir.