Yatırımcılar, belirsiz bir ortamda dünyanın en likit varlığı olarak kabul edilen dolara yöneliyor. Uzmanlar, dolar merkezli finans sisteminden çok kutuplu yapıya geçişin, kriz dönemlerinde büyük dalgalanmalara neden olabileceği konusunda uyarıyor.
Orta Doğu'da artan savaş durumu, küresel piyasalarda dolar talebini ciddi şekilde artırdı. Yatırımcılar, bu belirsizlik içerisinde dolara yönelirken, uzmanlar bu geçiş sürecinin risklerini vurguluyor.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'daki savaşı genişleterek küresel piyasalarda güvenli liman arayışını yeniden canlandırdı.
Belirsizlik döneminde yatırımcılar hızla ABD dolarına yöneliyor, bu da dolarda keskin bir artışa yol açıyor.
Orta Doğu'daki çatışmalar, küresel piyasalarda sert dalgalanmalara neden oldu.
Özel kredi fonlarından çıkışlar hızlandı, dolar iki gün içinde %2'ye kadar yükseldi ve ABD tahvil faizleri hızla arttı.
Uzmanlar, bu hareketlerin jeopolitik risklerin yanı sıra küresel likidite sıkışması endişelerini de yansıttığını belirtiyor.
Satori Insights kurucusu Matt King, doların bu denli hızlı bir yükselişinin ekonomik beklentelerdeki ani değişimlerden kaynaklanmadığını ifade ediyor.
King'e göre asıl sorun, piyasalardaki likidite akışının hızla tersine dönmesidir.
Son aylarda riskli varlıklardaki spekülatif köpüğün hızla çözülmesi, yatırımcıların nakit ve dolar talebini artırdı.
Başka bir deyişle, doların uzun vadede zayıflayacağı yönündeki tartışmalar devam etse de, kriz anlarında yatırımcıların ilk tercihi hala dolardır.
Son yıllarda doların küresel finans sistemindeki hakimiyetinin azaldığına dair tartışmalar artmış durumda.
Doların küresel rezervlerdeki payı:
Bu gerilemenin arkasında iki önemli gelişme bulunmaktadır:
Ancak buna rağmen dolar, küresel finans sisteminin merkezinde kalmaya devam ediyor.
Uluslararası Ödemeler Bankası verilerine göre, dolar küresel döviz işlemlerinin %89'unu kapsıyor. Bu oran son 25 yılın en yüksek seviyelerinden biri.
Euro, döviz işlemlerinin yalnızca %29'unu oluştururken, uluslararası ödemelerin yaklaşık %50'si dolar üzerinden gerçekleştiriliyor.
Bankacılık sistemindeki uluslararası kredilerin yaklaşık %55'i dolar cinsindendir.
Petrol ticaretinde de dolar hâlâ baskın konumda. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık %80'i dolar üzerinden fiyatlandırılmaktadır.
Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsünden ekonomist Barry Eichengreen, küresel para sisteminin çok kutuplu bir yapıya doğru evrildiğini belirtiyor.
Eichengreen'e göre bu dönüşüm teorik olarak olumlu bir gelişme olabilir, çünkü finans sisteminde farklı rezerv para birimlerinin bulunması, sistemi daha dayanıklı hale getirebilir.
Ancak şu anda böyle bir sisteme geçiş için yeterli alternatifin bulunmadığı ifade ediliyor.
“Doların yerini alabilecek açık bir alternatif henüz yok. Bu nedenle geçiş sürecinin yavaş ve sorunsuz olmasını umuyoruz.”
Ancak son dönemdeki jeopolitik gelişmeler, bu sürecin beklenenden daha sarsıntılı olabileceğini gösteriyor.
Eichengreen, dünya ekonomisinin şu anda oldukça hassas bir dönemden geçtiğini vurguluyor.
Bu olaylar, küreselleşmenin ve ABD liderliğindeki uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde yaşanıyor.
Bu nedenle doların küresel finans sistemindeki rolü azalırken, yeni bir sistemin henüz tam olarak oluşmamış olması ciddi bir kırılganlık yaratıyor.
Eichengreen durumu şöyle özetliyor: “Henüz doların yerini alabilecek alternatif bir küresel likidite kaynağı yok. Bu nedenle tarihsel olarak oldukça hassas bir dönemdeyiz.”
Orta Doğu'daki son kriz, bu durumu bir kez daha gözler önüne serdi.
Her ne kadar doların küresel hakimiyetinin uzun vadede zayıflayabileceği tartışmaları sürse de, piyasalardaki belirsizlik arttığında yatırımcıların ilk refleksi hâlâ aynı kalıyor.