Emeklilik sonrası aktif kalmayı hedefleyen birçok bireyin gözü kamu iş ilanlarına çevrilmiş durumda. Ancak kamu sektöründe görev almak, özel sektördeki kazançlara göre daha az avantajlı bir durum sunuyor. Türkiye Gazetesi köşe yazarı ve SGK uzmanı İsa Karakaş, 2005 yılından bu yana uygulanan kuralların, özellikle düşük emekli maaşına sahip memurlar, işçiler ve esnaf emeklileri için büyük bir engel teşkil ettiğini ifade ediyor.
Türkiye'de 1 Ocak 2005 itibarıyla emeklilerin kamu kurumlarında istihdam edilmesi belirli kısıtlamalara tabi tutuldu. Genel bütçeli kurumlar, belediyeler, kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) ve devletin çoğunluğuna sahip olduğu şirketlerde işe başlayan emeklilerin maaşları tamamen kesiliyor.
Kamu kurumlarında memur, işçi ya da sözleşmeli personel olarak görev almaya başladığınızda, emekli aylığınız tamamen durduruluyor. Ayrıca, özel sektörde bulunan "Sosyal Güvenlik Destek Primi" (SGDP) uygulaması bu alanda geçerli değil.
Çalıştığınız kurumdan aldığınız maaş üzerinden tüm sigorta ve genel sağlık primleri kesilmekte; bu durumda sistem, sizi "emekli olmamış" gibi değerlendiriyor.
Bazı özel görevler ve durumlar bu kuralın dışında tutulmakta. "Hem emekli maaşı alıp hem de kamudan ödeme alabilen" kişiler şunlardır:
Muhtar olarak seçilen emeklilerin aylıkları ise kesilmemekte. Bu emekliler, devletten aldıkları emekli maaşının yanı sıra muhtarlık ödeneğini de alabilmektedir. Muhtarlar için özel sektördeki SGDP kesintisi uygulanmamaktadır.
Sistem, düşük maaş alan emeklileri korumak yerine yüksek maaşlı siyasileri avantajlı bir konuma getirmekte. Düşük maaşlı emeklilere "Ya çalış ya maaş al" denirken, parkta bekçilik yapan bir emeklinin maaşı hemen kesilmektedir.
Buna karşın yüksek maaşlı emeklilere ayrıcalık tanınmakta; belediye başkanları ve milletvekilleri emekli maaşlarını almaya devam edebilmektedir. Vatandaşın çalıştığı belediye şirketi kamu statüsünde kabul edilirken, siyasetin zirvesindeki kişiler bu kısıtlamalardan muaf tutulmaktadır.
Uzun yıllar çalıştıktan sonra emekli aylığını kaybetmeden çalışma imkanı, artık yalnızca istisnai durumlarda mümkün olmaktadır.