İşçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ücret ödemelerinin zamanında yapılması büyük önem taşıyor. Yargıtay'ın verdiği bir karar, maaş ödemesindeki gecikmenin işçi açısından doğurabileceği sonuçları bir kez daha ortaya koydu.
Karara konu olayda N.D. isimli işçinin maaşı 20 gün gecikti. Ücretinin zamanında ödenmediğini belirten işçi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesine dayanarak iş sözleşmesini haklı nedenle feshetti.
N.D., işverenden kıdem tazminatının yanı sıra yıllık izin ve fazla çalışma ücretlerinin de faiziyle birlikte ödenmesini talep etti.
İşveren tarafı ise kısa süreli ücret gecikmelerinin haklı fesih nedeni sayılamayacağını savundu. Ayrıca çalışanın izin ücretlerinin ödendiğini ve proje yöneticisi olarak çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini ileri sürdü.
İş Mahkemesi ise işçinin haklı nedenle fesih yaptığı sonucuna vardı. Mahkeme, nisan ayına ait ücretin iş sözleşmesinin sona ermesinden beş gün sonra ödendiğini belirledi.
Bu gerekçeler doğrultusunda işçinin kıdem tazminatına hak kazandığına karar verildi. Fazla çalışma ücreti ise yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi.
İşverenin karara itiraz etmesi üzerine dosya Bölge Adliye Mahkemesine taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını yerinde buldu.
İşverenin temyiz başvurusu sonrasında dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, işçinin ücretinin kanuni sürede ödenmemesi haklı fesih nedenleri arasında değerlendiriliyor. Kararla birlikte ücret ödemesindeki gecikmenin süresi ve somut olayın koşulları önem taşırken, bir günlük gecikmenin dahi bazı durumlarda işçiye haklı nedenle fesih hakkı verebileceği vurgulanmış oldu.
Bu durumda iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdiren işçi, gerekli şartları taşıması halinde kıdem tazminatı talep edebiliyor.