Türkiye'de kiralık konut piyasası, yüksek fiyat artışlarının ardından şimdi de akıl almaz sözleşme şartlarıyla sarsılıyor. Mülk sahipleri, kiralama sırasında hazırladıkları sözleşmelere ekledikleri hükümlerle kiracıların neredeyse her hareketini kısıtlıyor. Misafir yasaklarından aşırı gecikme faizlerine, binanın bakım masraflarından yüksek kefalet taleplerine kadar uzanan bu istekler, uzmanlar tarafından özel hayatın gizliliğinin ihlali olarak değerlendiriliyor. Hukuk uzmanları ve sektör temsilcileri, bu keyfi uygulamalar için acilen yasal düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguluyor.
Son zamanlarda hazırlanan bazı sözleşmeler, kira sözleşmesinden çok askeri bir disiplin yönetmeliğine benziyor. Özellikle büyük konut projelerindeki lüks daireler için getirilen şartlar oldukça rahatsız edici.
Misafir ve Nüfus Sınırı: Sözleşmelere "Evde yalnızca imza atan kişiler ikamet edebilir" veya "Belirli saatlerden sonra evde misafir kabul edilmez" gibi maddeler ekleniyor. Evlenen veya aile bireylerine bakmakla yükümlü kiracılar, bu maddeler gerekçe gösterilerek tek taraflı fesih ve tahliye tehdidiyle karşılaşabiliyor.
Evcil Hayvan Yasağı: Kiracının evinde kedi ya da köpek beslemesi, doğrudan sözleşmeye aykırı olarak kabul edilerek tahliye sebebi olarak gösteriliyor.
Günlük Yaşama Müdahale: Sektör temsilcileri, mevcut durumun ciddi bir sorun olduğunu belirterek, önlem alınmadığı takdirde "evde yemek pişirme yasağı" gibi absürt taleplerle karşılaşılabileceği uyarısında bulunuyor.
Normalde mülk sahibinin sorumluluğunda olan bina giderleri, bazı ev sahipleri tarafından kiracıların üzerine yıkılmaya çalışılıyor. Havuz bakımı, asansör yenilemesi, dış cephe kaplaması veya binanın güçlendirilmesi gibi büyük tadilatların masrafları, sözleşmelere gizlice eklenen maddelerle kiracılardan talep ediliyor.
Ekonomik yaptırımlar konusunda da mülk sahiplerinin sınır tanımadığı görülüyor. Bazı sözleşmelerde, kiranın her ay geciktiği takdirde yüzde 5 gecikme faizi talep ediliyor ki bu oran bankaların faiz oranlarını bile geride bırakıyor. Ayrıca "ihtara gerek olmaksızın temerrüt" maddesiyle, kiracıya hiçbir uyarı yapılmadan doğrudan icra ve tahliye süreci başlatılabiliyor.
Kefillik uygulaması ise tam anlamıyla bir esaret haline dönüşmüş. Kiracılardan istenen kefiller için 5 milyon TL’ye kadar kefalet limitleri belirleniyor ve kefil olacak kişilerden banka hesap dökümleri gibi birçok mahrem bilgi talep ediliyor. Ayrıca kiracılar, haftanın belirli günlerinde evi potansiyel yeni kiracılara veya alıcılara gezdirmek zorunda bırakılıyor ve bu durum karşılığında hiçbir hak ya da indirim talep edemiyorlar.
Gayrimenkul Hukuku Derneği Başkanı Av. Ali Güvenç Kiraz, mülk sahiplerinin istedikleri her şartı sözleşmelere yazamayacaklarını belirtti. Kanuna aykırı olan maddelerin geçersiz olduğunu vurgulayan Kiraz, şu hususlara dikkat çekti:
"Emlak vergisinin kiracı tarafından ödenmesi, binanın güçlendirilmesi, boyanması veya apartman çalışanlarının kıdem tazminatları gibi ana giderler asla kiracıya yüklenemez. Kiracılar kendilerine dayatılan bu hukuka aykırı maddeleri kabul etmek zorunda değiller. Bu tür zorlamalar özel hayatın sınırlarını açıkça ihlal eder. Mahkemeye taşınan bu tarz uyuşmazlıklarda yargı, her zaman kiracının lehine karar verecektir."
Gayrimenkul Uzmanları, ev bulma telaşıyla bu ağır şartları imzalamak zorunda kalan bireylerin, sonrasında bu sözleşmeler yüzünden sürekli bir “Demokles'in Kılıcı” hissi taşıyarak yaşadıklarını belirtiyor. Sektörün ortak görüşü, kiralama süreçlerindeki bu suiistimalleri önleyecek standart bir yasal çerçevenin acilen hayata geçirilmesi gerektiği yönünde.