Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, her yıl dünya genelinde yaklaşık 20 milyon bireye kanser teşhisi konulmakta ve bu hastalık yüzünden yaklaşık 10 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Türkiye'de ise yıllık ortalama 230-240 bin yeni kanser vakası kaydedilmektedir.
Yapılan bilimsel araştırmalar, gerekli önlemler alındığında kanserlerin yaklaşık %30-40'ının önlenebileceğini göstermektedir.
Kanserden Korunma Yöntemleri
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, kanserden korunmak adına dikkate alınması gereken 10 önemli kuralı paylaştı.
Sigara dumanında 4 binden fazla kimyasal madde bulunmaktadır ve bunların 50'den fazlasının kansere yol açma potansiyeli vardır. Bu nedenle, sigara ve tütün ürünleri; başta akciğer kanseri olmak üzere, ağız, gırtlak, pankreas, mesane ve böbrek gibi birçok kanser türüne sebep olabilmektedir.
Bu zararlı alışkanlığın bırakılması büyük bir önem taşımaktadır.
Beslenme ve Kanser Riski
Sebze, meyve, tam tahıllar ve lif bakımından zengin gıdaların tüketildiği 'Akdeniz tipi' beslenme, kanser riskinin azaltılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Bu gıdalar, içeriklerindeki antioksidanlar, vitaminler ve fitokimyasallar sayesinde hücrelere zarar veren serbest radikalleri azaltarak DNA hasarını önlemeye yardımcı olmaktadır.
Ayrıca, lif açısından zengin gıdalar, bağırsakta zararlı maddelerin daha hızlı atılmasını sağlayarak özellikle kolorektal kanser riskini azaltmaktadır. Araştırmalar, liften zengin bir diyetin bazı kanser türlerindeki riski yaklaşık %20 oranında düşürebileceğini göstermektedir.
Obezite ve Fiziksel Aktivite
Obezite, kanser riskini artıran önemli faktörlerden biri olarak kabul edilmektedir. Obezite; kronik iltihap, artmış insülin ve IGF-1 hormon düzeyleri ile yağ dokusundan salınan östrojen gibi hormonların artışı yoluyla hücre çoğalmasını tetikleyebilir. Bu durum bazı kanser türlerinin gelişimine zemin hazırlayabilir. Obezitenin özellikle meme, kolon, rahim, pankreas ve karaciğer kanseri ile ilişkili olduğu ifade edilmektedir.
Düzenli fiziksel aktivite, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, hormon dengesini düzenlemesi, bağırsak hareketlerini artırması ve kronik iltihabı azaltması sayesinde kanser riskini düşürebilir. Büyük ölçekli araştırmalar, düzenli egzersizin kanser riskini yaklaşık %10-30 oranında azalttığını göstermektedir.
Fiziksel aktivite, özellikle kolon ve meme kanseri üzerinde etkili olmaktadır. Sağlıklı bir yaşam için haftada en az 150 dakika orta düzeyde egzersiz yapılması önerilmektedir.
Alkol ve İşlenmiş Et Tüketimi
Alkol, vücutta asetaldehit adı verilen toksik bir maddeye dönüşerek oksidatif stres ve hormonal değişikliklere yol açabilmektedir. Bu durum DNA'ya zarar vererek hücrelerin kontrolsüz çoğalmasını kolaylaştırmaktadır. Alkol tüketimi; karaciğer, ağız, yemek borusu, meme ve kolon kanserleri ile ilişkilendirilmektedir. Alkol alımının artmasıyla kanser riski de yükselmektedir.
Ayrıca, işlenmiş et tüketiminin özellikle kolorektal kanser riskini artırabileceği belirtilmektedir. Salam, sucuk ve sosis gibi işlenmiş gıdalar; içerdikleri nitrit ve nitratların kansere yol açabilen N-nitrozo bileşiklerine dönüşmesi nedeniyle risk oluşturabilmektedir. Bu ürünlerin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi de zararlı bileşiklerin oluşmasına ve DNA hasarına yol açabilmektedir.
Güneş Işığı ve Kanser Riskleri
Aşırı güneş ışığına maruz kalmanın cilt kanserlerinin başlıca nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Güneşten korunmak ve yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanmak, riski azaltma konusunda etkili olabilir.
Bu nedenle, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının en dik geldiği 11:00-15:00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarı çıkmanız gerekiyorsa, güneş koruyucunuzu güneşe çıkmadan yarım saat önce sürmeyi unutmayın.
Aşıların Önemi
HPV (Human Papilloma Virüsü) enfeksiyonu rahim ağzı kanseri; hepatit B ve C virüsleri ise karaciğer kanseri ile ilişkilidir. Aşılama, bu kanserlerin önlenmesinde etkili bir yöntem olarak önemini korumaktadır.
Meme kanseri için mamografi, kolon kanseri için kolonoskopi ve rahim ağzı kanseri için Pap smear ile HPV (Human Papilloma Virüsü) tarama testleri, kanserin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Hiçbir şikayet olmasa bile bu tarama yöntemlerinin düzenli olarak yaptırılması hayati bir öneme sahiptir.
Kolonoskopi: Kansere dönüşebilecek poliplerin tespit edilmesi amacıyla 45 yaşından itibaren her 5-10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir. Ailede kolon kanseri öyküsü varsa tarama 40 yaşında başlatılabilir. İltihabi bağırsak hastalığı gibi risk faktörlerinde bu süre daha da kısalabilir.
Pap smear ve HPV DNA testi: 21 yaşından itibaren her 3 yılda bir Pap smear testi yaptırılması gerekmektedir. 30 yaşından sonra ise 5 yılda bir Pap smear ile birlikte HPV DNA testinin yapılması, rahim ağzı kanserine yol açabilen CIN (Cervical Intraepithelial Neoplasia) lezyonlarının erken tespit edilmesini sağlamaktadır.
Mamografi: 40 yaşından itibaren yılda bir kez yapılan mamografi taraması, meme kanserinin öncül lezyonlarını tespit etmekte yardımcı olmaktadır.
Hava kirliliği ve bazı kimyasallar (asbest, kurşun, arsenik, pestisit ve civa) DNA hasarına ve iltihaba neden olarak özellikle akciğer kanseri riskini artırmaktadır.