Suriye’de son dönemde peş peşe yaşanan gelişmeler, bölgedeki siyasi ve güvenlik dengelerini yeniden şekillendiriyor. ABD’nin Suriye’yi “Teröre Destek Veren Ülkeler” listesinden çıkarması ve SDG’nin feshedildiğinin açıklanması, Şam yönetiminin uluslararası alanda güçlenmesi açısından önemli gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Araştırmaları Vakfı araştırmacısı Ahmet Arda Şensoy, söz konusu adımların Suriye’nin geleceği açısından kritik sonuçlar doğurabileceğini belirterek, gelişmelerin Türkiye açısından olumlu, İsrail açısından ise olumsuz bir tablo oluşturduğunu ifade etti.
ABD’nin Suriye Kararı Yürürlüğe Girdi
ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile görüşmesinin ardından gündeme gelen Suriye’nin “Teröre Destek Veren Ülkeler” listesinden çıkarılması kararı, Kongre’nin 45 günlük itiraz süresinin tamamlanmasının ardından yürürlüğe girdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun imzasıyla uygulamaya alınan karar, Suriye’nin 1979’dan bu yana bulunduğu söz konusu listeden çıkarılması anlamına geliyor.
Bu gelişme, Şam yönetiminin ABD nezdindeki konumunda önemli bir değişikliğe işaret ederken, ülkenin uluslararası sistemle yeniden bütünleşme sürecine de katkı sağlayabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Şam İçin Diplomatik Ve Ekonomik Kapılar Açılıyor
Suriye’nin listeden çıkarılması yalnızca siyasi bir gelişme olarak görülmüyor. Kararın, ülkenin uluslararası bankacılık sistemine erişimi, yabancı yatırımların önünün açılması ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi açısından da önem taşıdığı belirtiliyor.
Suriye’nin savaş sonrası yeniden imar sürecinde ciddi miktarda finansmana ihtiyaç duyduğu bilinirken, yaptırımların hafifletilmesi ve uluslararası finans sistemiyle ilişkilerin normalleşmesi ekonomik toparlanma açısından yeni fırsatlar oluşturabilir.
Ancak kararın tek başına yabancı sermayenin Suriye’ye akacağı anlamına gelmediği, bunun için bankacılık, yatırım ve hukuk alanlarında yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği değerlendiriliyor.
Güvenlik Ve Savunmada Yeni Dönem İhtimali
ABD’nin kararının ekonomik boyutunun yanı sıra güvenlik alanında da önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Suriye’nin uluslararası sistemle ilişkilerinin normalleşmesi, gelecekte savunma ve güvenlik alanında Washington ile Şam arasında daha kapsamlı iş birliklerinin kurulmasının önünü açabilir.
Bu durum, Şam yönetiminin hem ekonomik hem de güvenlik kapasitesini güçlendirmesi açısından önem taşıyor.
SDG’nin Feshi Yeni Bir Dönemin İşareti
Suriye’deki bir diğer önemli gelişme ise SDG’nin feshedildiğinin açıklanması oldu. Örgütün elebaşlarından Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin, 25 Ağustos akşamı yaptığı açıklamayla SDG’nin feshedildiğini ve entegrasyon sürecinin tamamlandığını duyurdu.
ABD’nin Suriye merkezi yönetimiyle ilişkilerini geliştirmesiyle birlikte SDG açısından da yeni bir sürecin ortaya çıktığı değerlendiriliyor. Bu gelişmenin, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve merkezi devlet yapısının güçlendirilmesi bakımından önemli sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Dikkat Çeken Gelişme
ABD’nin Suriye politikasındaki değişimin Ankara’nın Suriye konusundaki yaklaşımıyla önemli ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, merkezi yönetimin güçlendirilmesi ve ülkenin yeniden inşa edilmesi Türkiye’nin öncelikleri arasında bulunuyor.
Bu nedenle Şam yönetiminin uluslararası alanda daha fazla destek görmesi ve SDG’nin bağımsız bir yapı olarak varlığının sona ermesi, Ankara açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
İsrail’in Suriye Politikasıyla Görüş Ayrılığı
Suriye’deki normalleşme süreci İsrail’in bölge politikasıyla da karşı karşıya geliyor. İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırıları ve güneydeki gelişmeler, ülkenin güvenliği açısından yeni risklerin devam ettiğini gösteriyor.
Özellikle İsrail’in Ebu Zuhur Üssü’ne yönelik saldırısı, Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinin güvenlik sorunlarından bağımsız ilerleyemeyeceğini ortaya koydu.
İsrail’in Suriye’nin güneyindeki gelişmelere yönelik tutumu ve bölgedeki bazı ayrılıkçı çevrelerle yaşanan gelişmeler de Şam yönetiminin karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca ekonomik olmadığını gösteriyor.
Bölgesel Dengelerde Yeni Denklem
ABD’nin Şam yönetimiyle yakınlaşması, SDG’nin feshi ve Suriye’nin uluslararası sisteme yeniden dahil edilme süreci, bölgedeki aktörler arasındaki dengeleri değiştirebilecek nitelikte görülüyor.
Suriye’nin ekonomik ve siyasi olarak yeniden güçlenmesi, Türkiye’nin bölgesel hedefleri açısından da önem taşıyor. Buna karşılık İsrail’in Suriye’deki askeri faaliyetlerini sürdürmesi, önümüzdeki dönemde bölgedeki gerilimin devam edebileceğine işaret ediyor.
Yaşanan gelişmeler, Suriye’de Esed sonrası dönemin yeni bir aşamaya geçtiğini gösterirken, Şam yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğünü sağlama ve uluslararası sisteme yeniden entegre olma çabalarının önümüzdeki dönemde de bölgesel siyasetin en önemli başlıklarından biri olması bekleniyor.