Küresel finans piyasalarında artan jeopolitik ve ekonomik belirsizlikler, 2026 yılına yaklaşırken finansal dengeleri yeniden şekillendiriyor. Güvenli liman arayışının artmasıyla birlikte, değerli metallerde tarihi fiyat seviyeleri ön plana çıkıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret ortaklarına yönelik sert tarife açıklamaları, ABD Merkez Bankası ile ilgili belirsizlikler ve dolar üzerindeki baskılar, küresel risk algısını artırırken, altın ve gümüş fiyatlarındaki artış devam ediyor. Altın, psikolojik bir eşik olarak kabul edilen 5 bin 100 dolar seviyesini geçtikten sonra tarihi zirvelere yakın bir seyir izlemeye devam ediyor. Spot altın, gün içinde yaklaşık yüzde 1 artışla 5 bin 74 dolara ulaşırken, yılbaşından bu yana ons altındaki değer artışı yüzde 17’nin üzerine çıktı.
Kasım 2025 sonunda 4 bin 350 dolar seviyelerinde bulunan ons altın, aralık ayında artan jeopolitik riskler ve Fed belirsizlikleri ile 4 bin 700 dolara yükseldi. Ocak ayının ilk yarısında 4 bin 900 doları geçen ons altın, ayın son haftasında 5 bin doları aştı. Gümüş tarafında ise hareketlilik daha belirgin. Spot gümüş, yüzde 5’in üzerinde bir artışla 109 dolara yükselirken, geçtiğimiz hafta 117 dolarla tarihi zirvesini gördü. Yılbaşından bu yana gümüşteki değer artışı ise yüzde 50’nin üzerine çıktı. Sanayi talebinin güçlü seyri, yeşil enerji yatırımları ve güvenli liman talebi, gümüş fiyatlarını destekleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor.
Küresel piyasalardaki bu dalgalı görünüm, gelişen ülke varlıklarını da doğrudan etkiliyor. Türkiye ekonomisine dair son veriler, toparlanma ile kırılganlık arasındaki dalgalı seyrin devam ettiğini gösteriyor. Merkez Bankası’nın Sektörel Enflasyon Beklentisi Anketi’ne göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi piyasa katılımcıları için 1,15 puan düşüşle yüzde 22,20’ye, reel sektör için ise 1,90 puan gerileyerek yüzde 32,90’a indi. Ancak hane halkı enflasyon beklentisi 1,18 puan artışla yüzde 52,08 seviyesine yükseldi. Bu durum, finansal göstergelerdeki iyileşmeye rağmen vatandaşların enflasyonun kalıcı bir düşüş göstermesi konusunda temkinli kaldığını ortaya koyuyor.
Finansal piyasalarda, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara rağmen TL varlıklara yabancı ilginin arttığı gözlemleniyor. Yılın ilk üç haftasında hisse senedi ve tahvil piyasalarına yabancıların net girişi 2,8 milyar dolara yaklaştı. Bu rakam, geçen yılın tamamındaki yaklaşık 5 milyar dolarlık girişin yarısından fazlasına kısa sürede ulaştığını gösteriyor. Merkez Bankası rezervleri de bu süreçte güçlenme kaydetti. Brüt döviz rezervleri 215,5 milyar dolara ulaşarak rekor bir seviyeye çıkarken, swap hariç net rezervler 6,5 milyar dolarlık artışla 85,3 milyar dolara yükseldi. Makro ölçekte Türkiye’nin küresel ekonomik konumu da dikkat çekiyor. Uluslararası Para Fonu’nun 2025 dünya ekonomileri raporuna göre Türkiye, yaklaşık 1,56 trilyon dolarlık gayrisafi yurt içi hasıla ile dünyanın en büyük 16’ncı ekonomisi haline geldi.
Analistler, küresel risk algısında belirgin bir iyileşme olmadığı sürece altın ve gümüşdeki yükselişin devam edebileceğine dikkat çekiyor. Kurumsal Finans Uzmanı Gülsev Duran, 2026 yılının sonunda ons altın için 4 bin 800, 5 bin 500 dolar bandının ana senaryo olarak öne çıktığını belirtirken; ticaret savaşlarının derinleşmesi, Fed üzerindeki siyasi baskının artması ve küresel resesyon riskinin artması halinde 5 bin 800, 6 bin dolar aralığının da gündeme gelebileceğini ifade ediyor.
Son dönemde altın ve gümüşde görülen sert artışlara dikkat çeken Finans Uzmanı İslam Memiş, değerli metallerin son iki ayda yatırım aracı olmaktan çıkıp sert dalgalanmaların yaşandığı bir spekülasyon alanına dönüştüğünü vurguladı. "Tabloya bakıldığında, orta vadede gram altında 10 bin TL seviyelerinin sürpriz olmayacağı görülüyor" şeklinde değerlendirmelerde bulundu.