Mobil
Finans

Gizemli Banka Ayandeh: İran'daki Olayların Başlangıcı

15 Ocak 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Geçtiğimiz yılın sonunda, hükümete yakın gruplar tarafından işletilen Ayandeh Bank, yaklaşık 5 milyar dolarlık sorunlu krediler nedeniyle iflas etti. Devlet, bankayı...

İran'da Ekonomik Çöküşün Sebepleri

İran'daki mevcut yönetim, 1979'dan bu yana karşılaştığı en ciddi tehdit ile yüz yüze. Bu tehdit, ne muhalefetin öfkesi ne de gençlerin özgürlük talepleriyle ilgili. Asıl kıvılcım, bir bankanın iflası oldu.

Ayandeh Bank'ın Çökmüş Olması

Geçtiğimiz yılın sonlarında, hükümete yakın kişilerce yönetilen Ayandeh Bank, yaklaşık 5 milyar dolarlık kötü kredi zararıyla iflas etti. Devlet, bankayı devralarak açığı kapatmak amacıyla büyük miktarda para bastı. Bu şekilde krizin etkisi geçici olarak ertelendi, fakat gerçek çözüm sağlanamadı.

Yıllardır süren yaptırımlar, kötü yönetim ve enflasyonist para politikaları İran finans sistemini zayıflattı.

Wall Street Journal'a göre, bu çöküş hem sembolik hem de tetikleyici bir unsur haline geldi. Uzmanlar, en az beş bankanın benzer tehlikelerle karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Kriz ve Toplumsal Tepkiler

Kriz, en kötü zamanda baş gösterdi. Haziran ayında gerçekleşen 12 günlük İsrail-ABD çatışması, devletin kendi halkını koruyamadığını açıkça ortaya koydu. Tahran, nükleer programda taviz vermeyi reddederek yaptırım rahatlamasını kaybetti.

ABD'nin uyguladığı yaptırımlar, İran’ın Irak üzerinden gelen döviz akışını büyük ölçüde engelledi, petrol gelirlerini azalttı ve yurtdışındaki döviz rezervlerini erişilmez hale getirdi. Bu durum, rialin hızla değer kaybetmesine neden oldu.

Halk, ekonomik zorluklar karşısında tükenmiş durumda ve sokak protestolarına katılan esnaf sayısı artmış durumda.

Uzun yıllar boyunca sokak gösterilerine katılmayan birçok esnaf, bu sefer sokaklara döküldü. IMF’nin eski yöneticilerinden Adnan Mazarei, çöküşü “İyi bağlantılara sahip olanların zenginleştiği bir sistemin ifşası” olarak değerlendiriyor ve bunun toplumsal meşruiyeti zedelediğini belirtiyor.

Bankanın Kontrolü ve Yatırımları

2013 yılında kurulan Ayandeh Bank, Ali Ansari tarafından yönetiliyordu. Ansari, ülkenin en zengin ailelerinden birine mensup ve Londra'da lüks bir mülke sahip. Aynı zamanda eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’a yakın bir isim olarak biliniyor. Birleşik Krallık, bankanın çöküşünden birkaç gün sonra Ansari’yi “yolsuz İranlı iş insanı” olarak nitelendirip yaptırım listesine aldı.

Ayandeh, piyasa koşullarında en yüksek faiz oranlarını sunarak milyonlarca mevduat topladı ve Merkez Bankası’ndan borçlandı. Uzmanlar, bankanın ciddi miktarda batık krediye sahip olduğunu vurguluyor.

Bankanın en büyük yatırımı, 2018 yılında açılan İran Mall alışveriş merkeziydi ve bu çöküşün simgesi haline geldi.

Ekonomistler, bu durumu bankanın kendine kredi açması olarak değerlendiriyor. Bankanın kaynaklarının %90’ından fazlası kendi projelerine yatırılmış durumda. Hem muhafazakar hem de reformist siyasetçiler yıllarca bankanın kapatılmasını talep etti. Geçen yıl Ekim ayında İran Yargı Başkanı, Merkez Bankası’nı açıkça uyardı ve ertesi gün hükümet bankayı kapattı.

Devletin Müdahalesi ve Gelecek Öngörüleri

Devlet, Ayandeh’in borçlarını üstlenerek onu Bank Melli ile birleştirdi. Ekonomistler, Bank Sepah dahil olmak üzere en az beş bankanın aynı akıbete uğramasının beklendiğini ifade ediyor.

Merkez Bankası Denetim Başkanı, Ayandeh’i “Ponzi şeması” olarak tanımladı. 2018 sonrası yaptırımlar yeniden devreye girdiğinde İran bankacılık sistemi acil likidite mekanizmalarıyla ayakta kalmaya çalıştı. 2019 yılı itibarıyla finans sisteminin %70’i devlet kontrolüne girmişti.

Tahran'da yaşayan 43 yaşındaki bir sanatçı, “Artık yemek bile alamadığında, kaybedecek hiçbir şeyin kalmaz.” diyor.

İran'daki ekonomik çöküş, dış etkilerle daha da derinleşti. Washington’un baskısıyla Irak üzerinden sağlanan döviz akışı durdu; enerji sektörüne yönelik yaptırımlar petrol ihracatını zora soktu. Bu durum, devletin gelirlerinin önemli bir kısmının aracı yapılara yönelmesine neden oldu. Aynı dönemde İsrail ve ABD, İran’ın balistik füze programı ve nükleer faaliyetleri nedeniyle yeni saldırı uyarıları yaptı.

Bu durum, ülke içinde ciddi bir sermaye kaçışını tetikledi. Ekonomistler, 2025 yılına kadar yurtdışına çıkan sermayenin 10 ila 20 milyar dolar arasında olabileceğini belirtiyor. Enerji krizi nedeniyle doğal gaz yetersizliği, geniş çaplı elektrik kesintilerine yol açtı. Sonuç olarak, hem piyasada çözümsüzlük hissi hem de devletin temel işlevlerini yerine getirip getiremeyeceği konusundaki endişeler arttı.

Protestolar ve Hükümetin Tepkisi

Ekonomik gerginliğin toplumsal yansıması yılın son aylarında belirmeye başladı. Hükümet, yükselen tepkileri yatıştırmak için kişi başı 10 milyon riyal—yaklaşık 7 dolar—nakit destek sağladı, fiyat denetimleri başlattı ve Merkez Bankası Başkanı’nı görevden aldı. Ancak bu önlemler yeterli olmadı. Yıl sonuna doğru başlayan protestolar, iki hafta içinde birçok kente yayıldı; yönetim, gösterileri bastırmak için internet erişimini kısıtladı. İnsan hakları örgütleri, güvenlik güçlerinin müdahalesinde yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini bildiriyor.

Uzmanlara göre, İran'daki kriz artık yapısal bir aşamaya geçmiş durumda. İsveç merkezli SEB Bankası’nın başekonomistlerinden Erik Meyersson, “Bunu para harcayarak çözebilecek olsalardı, çok daha önce çözerlerdi. Şiddet kullanmak, rejimin işini zorlaştırıyor.” diyerek mevcut durumu özetliyor.

İran yönetimi, aynı anda iki yönlü bir baskı ile karşı karşıya: İçeride kur şoku ve enflasyon, dışarıda yaptırımlar ve askeri tehditler.