Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Fatmanurlar" Ve Hifa İkra İle 8 Mart'ta Kadınların Durumu

E
Yazar Medya
5 dk okuma 45 okunma Yayınlanma: 8 Mart 2026 08:44 Güncelleme: 8 Mart 2026 11:00
Fatmanurlar" Ve Hifa İkra İle 8 Mart'ta Kadınların Durumu
Fatmanurlar" Ve Hifa İkra İle 8 Mart'ta Kadınların Durumu Foto: Yazar Medya

Bakanlığın Açıklaması ve Gerçekler

Bakanlık, görevini gerektiği gibi yerine getirmediği için hatasını gizlemek amacıyla “mağdur suçlayıcılığı” yöntemine başvurmuştur. Ancak, olayı ve sürecin detaylarını bilenler için bu açıklama, Bakanlığın kusurlarının ve hatalarının itirafı olarak değerlendirilmektedir. Tek bir cümlede yer alan tarih bilgisi, Bakanlığın bu itirafını gözler önüne seriyor: “Çocuğun sağlık durumunun risk altında olması sebebiyle 02.03.2026 tarihinde acil koruma kararı alınmış ve konu adli makamlara aktarılmıştır.” Acil koruma tedbirinin ne denli geç alındığını şimdi inceleyelim. 5 yıl önce, 2021’de cinsel istismar olayı, çocuğu muayene eden doktor tarafından bildirildiğinde, koruma kararının derhal alınması gerekirdi. Ayrıca, olayın risk analizi gerçekçi bir şekilde değerlendirilip çok daha kapsamlı koruma önlemleri uygulanmalıydı. Şiddet yasasının belirttiği tüm tedbirler, Fatmanur Çelik ve kızı Hifa İkra için hayata geçirilmeliydi. Bu cümle, 6284 sayılı yasanın öngördüğü koruma kararlarının alınmadığını açıkça göstermektedir. Ancak Bakanlığın açıklamasındaki itiraflar bununla sınırlı kalmıyor.

İtirafların Derinliği

Örneğin, cinsel istismar failinin Ayhan Şengüler olduğuna dair tek bir bilgi bulunmamaktadır. Ayhan Şengüler’in mensup olduğu yapının, Kur’an’a Hizmet Vakfı’nın adı açıklamada geçmemektedir. Ayrıca, failin geçmişte işlediği ilk cinsel istismar suçu da metinde yer almamaktadır. Yani, 5 yıldır Hifa İkra’yı korumayan devlet, aslında 15 yıldır annesi Fatmanur Çelik’i de korumamıştır. Fatmanur Çelik, 15 yaşındayken Kur’an’a Hizmet Vakfı binasının mescidinde Ayhan Şengüler’in cinsel istismarına uğradığını emniyet ve savcılık kayıtlarına geçirmiştir. Davaya ilişkin tüm resmi belgelerde yer alan bu bilgiler, devletin 15 yıldır Fatmanur’u korumadığını göstermektedir. MEB sistemi, devletin diğer resmi kurumları gibi, bu yapının üyelerini resmi makamlardan uzak tutmayı tercih etmiştir. Kur’an’a Hizmet Vakfı, “bidat” olarak gördüğü kurumları inkar ederken, bu kurumların kendisini özenle korumasını da sağlamıştır. Hatta TBMM tutanaklarında bile isimler silinerek görünmez hale getirilmiştir. Fatmanur Çelik ve Hifa İkra için soru önergesi veren TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in önergesi, tutanaklara geçirilirken failin ve yapının ismi boş bırakılarak gizlenmiştir.

Dikkat edilmesi gereken uyarı: Bakanlık açıklamasında bu gerçekler yer almıyor.

Anneyi yanıltmak ve yanlış yönlendirmekle medya ve sivil toplum suçlanmaktadır. Kadın hareketi ve feminist örgütler, bir kadını ve çocuğunu koruma görevini yerine getirmeyen Bakanlık tarafından itibarsızlaştırılmaktadır. Bazı iktidar destekçileri de, Bakanlığın girişimlerini destekleyen haber ve yorumları artırma görevini üstlenmiştir. Adliye önünde yağmura, çamura rağmen adalet nöbeti tutan ve 15 yıldır devleti yanında değil, hep karşısında gören bir kadın, devlet memurlarına nasıl güvenebilir? Bu sorunun yanıtını vermek zor, ancak kadın örgütlerini suçlamak oldukça kolay! Bakanlık yetkilileri, açık rıza oluşturmak için öncelikle annenin güvenini kazanma çabası göstermezse, kadın elbette “anne ile çocuğu ayırma çabası” olarak algılar. Bu bağlamda, Bakanlığın ve çalışanlarının söylemi, eylemi ve mağdura yaklaşımındaki iktidar kibri son derece sorumsuzdur. Kadınları ataerkil şiddetten korumak amacıyla yasayı uygulamak niyetinde olsaydı, Bakanlık çalışanları ve açıklamalar, kadın örgütleriyle iş birliği içinde olurdu.

Asıl Suçlular Kimler?

Asıl sorumsuzluk, erkek şiddeti karşısında kadınları tamamen yalnızlaştırmaya yönelik bu itibar suikastı girişimidir. 15 yıldır Fatmanur Çelik için, 5 yıldır Hifa İkra için savcılık ve Bakanlık tarafından yapılmamış risk analizinin, bir avukatın birkaç saat içinde yapmadığı bilgisiyle temellendirilen habercilik, gerçeğe körlüktür. Asıl suçlular: Cinsel saldırı suçu faili Ayhan Şengüler, Fatmanur’un adaletini aramak yerine tecavüz eden kişiyle zorla evlendiren ve korumaktan kaçınan ailesi, Hifa İkra’nın dosyasını önemseyen savcıyı görevden alıp dosyayı kapatacak savcı atayan sistem, en başta savcının talebine rağmen faili tutuklamayı reddeden hâkim, Bakanlık ve daha pek çok kişi. Listenin başında ise İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çekilen ve 6284 sayılı şiddetle mücadele yasasını da uygulamayan siyasi irade yer almaktadır.

Kadına yönelik cinsel saldırı ve çocuk cinsel istismarı suçlarında mağduru en çok yıpratan, yalnızlık ve çaresizlik hissine hapseden durum, failin serbest kalmasıdır. Ayhan Şengüler, tek bir gün bile gözaltında kalmadığı için, üç yaşından beri babasının cinsel istismarına maruz kalmış Hifa İkra’nın hayata küsmesi, yaşadığı korkuyla ilişkilidir. Eğer fail tutuklansa ve kendilerine koruma tedbirleri zamanında uygulansa, kendini güvende hisseder, hayata tutunurdu. Bu sistem, öldüren ve erkek şiddetini besleyen, kadınları yalnızlaştıran bir yapıdadır. Cansız bedenleri bulunduğu andan itibaren “şüpheli ölüm” etiketiyle soruşturma başlatılsa da, bu iki ölüm kesinlikle cinayettir. Fatmanur’un bize vasiyeti “intihar demeyin” sözüydü. Öldürüleceğini biliyordu. Biz de somut olayda bu suçu fiilen gerçekleştiren faili ve yasayı uygulamayan asli failleri biliyoruz. Kimse intihar demeyecek, kimse şüpheli ölüm demeyecek. Çünkü Fatmanur ve Hifa İkra’nın ölümleri kesinlikle kadın cinayetidir.

Cins Kırım ve Kadın Cinayeti

Ve cins kırım kavramını doğrulayan yaşam deneyimiyle anılmalıdırlar. Çünkü cins kırım, yalnızca erkek ve toplum şiddetinin cinayet boyutunu değil, bir kadın yaşamının tümünde süregelen baskılama yöntemlerini de kapsar. Kız çocukları, özgüven yıkımına uğratılarak büyütülürken, erkek çocukları aşırı şişirilmiş egoyla yönlendirilir. Çocuk yaşta toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile tanışır ve biri katil, diğeri maktul adayı olarak büyütülür. Kısaca, toplumsal cinsiyet eşitliğine itiraz eden herkesin cins kırım faili olarak kabul edilmesini gerektirecek kadar yaygın ve yerleşik davranış kalıplarını Fatmanur ve Hifa İkra’nın kısacık yaşamlarında görebiliyoruz. Suç bastırıcı bir şekilde kadınları ve çocukları koruyanları suçlu gösterme çabasından utanmayanlar, aslında bu sistemin sürdürülmesinden sorumlu olanlardır.

Öğretmen Fatmanur Çelik için de kadın cinayeti kavramını kullanmak gerekmektedir. Çünkü defalarca tehlikenin yaklaşmakta olduğu görülmüş, ancak gerekli tedbirler alınmamıştır. Bir kadın öğretmeni maktul, bir çocuğu katil yapan sistem, sağlık sorunları olan çocuğun hastaneden çıkarılmasına göz yummakla kalmamış, okulda da tedbir almamıştır. Fatmanur öğretmen, çocuğu disipline sevk ettiği ve tehlikeye defalarca dikkat çektiği için hedef alınmış görünmektedir. MEB, okulların güvenliğini sağlayamadığı halde sorumluluk üstlenmemektedir. Okul cinayetlerini değil, laiklik savunusunu kendisi için tehdit olarak görmeye devam etmektedir. 44 yaşındaki en verimli dönemindeki genç bir öğretmenin anma törenine bile katılamayacak kadar görev bilincinden uzak bir bakanın çocuklarımız için sürdürdüğü eğitim-öğretim anlayışı…

8 Mart ve Kadınların Mücadelesi

8 Mart, kadının toplumsal konumunu her alanda eşitleme ve eşitsizlikleri işaretleme açısından son derece önemlidir. Bu yıl da 8 Mart’ta kadınların ve LGBTİ+’ların toplumsal cinsiyet eşitliği arayışına tanıklık edeceğiz. Son yıllarda kadınları ve LGBTİ+’ları statü kaybına ve güvenlik kaygısına sürükleyen politikalar görünür kılınacaktır. Ne yazık ki, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin temelini oluşturan erkek şiddeti, devlet ve yargı desteğiyle yeniden güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Kadınları ve LGBTİ+’ları erkek şiddetinden korumakla yükümlü kurumlar, 8 Mart eylemlerini, özellikle gece yürüyüşlerini engellemek için sokakları savaş alanına çevirmekten geri durmayacaklardır. Devlet de bilmelidir ki kadınlar itaat etmeyecek. İster cop ister gaz, devlet elinden geleni ardına koymasın. Sonunda kazanan insanlık onuru, cinsiyet eşitliği, eşit yurttaşlık ve kızların neşesi olacaktır. Tüm renklerimizle şarkı ve türkülerimizle alanlar da sokaklar da geceler de bizim olacak. Savaş karşıtlığıyla İran’ın yanında, demokrasi ve eşitlik politikası amacıyla iktidarın karşısında, şiddet ve ayrımcılıkla mücadele için erkek egemenliğini yok etme yolunda yürüyeceğiz. Fatmanur’lar için, İkra için, erkek şiddetinden kurtulmaya çalışan, erkek şiddetiyle yaşam öyküleri yarım kalmış olan kadınlar ve henüz saçı bitmemiş kız çocuklarının yarınları için yürüyeceğiz. Hava koşullarına ve polis zoruna direnmek için çok güçlü bir motivasyona sahibiz: Yas tutmak yerine, isyanımızla gelecek nesillere her alanda eşitlenmiş kadın statüsü bırakmak.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Etiketler

#Fatmanur Çelik #Hifa İkra #cinsel istismar #koruma kararı #Ayhan Şengüler #6284 sayılı yasa #Kur’an’a Hizmet Vakfı #kadınların durumu

Videolar