Mobil
Döviz

CHP'den Dolar Uyarısı: Para Arzı ve Dolar Farkı Riskli Seviyede

16 Mart 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Döviz üzerindeki çeşitli müdahaleler, enflasyonun temel sebeplerini ortadan kaldırmaz; sadece fiyat artışlarının bir kısmını erteleyebilir.

Özgür Karabat'tan Dolar Baskılama Politikalarına Eleştiri

CHP'li Özgür Karabat, "Dolar baskılama stratejisi başarısız oluyor, şok yaşanmadan önlem alınmalı. Geçmişte para arzı ile dolar arasındaki fark belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyon gerçekleşiyordu. Şu an bu fark yaklaşık yüzde 40 ve yüzde 50’ye ulaşması durumunda devalüasyon riski artıyor. Bu hızla devam ederse, eylül ayında risk zirveye ulaşacak" açıklamasında bulundu.

CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, sosyal medya üzerinden “Dolar baskılama politikası çöküyor, şok gelmeden harekete geçilmeli” başlıklı bir mesaj paylaştı.

Döviz Baskılama, Enflasyonun Gerçek Sebeplerini Ortadan Kaldırmaz

Karabat, yaptığı açıklamada şu noktalara değindi:

“AKP, halk için bir kalkınma planı uygulamak yerine, döviz krizini engellemeye ve hükümete sürekli finansman sağlamaya yönelik politikalar benimsemektedir. İşsizlik, derin yoksulluk ve gelir adaletsizliği gibi sorunlarla ilgilenmiyorlar. Bu nedenle kalıcı bir enflasyon iyileşmesi göremiyoruz. Hızla sanayileşemeden hizmet sektörüne dayalı bir ekonomiye geçiş yapıyoruz. İthalat ve sıcak paraya olan bağımlılığımız oldukça yüksek. Zengin olmadan zengin gibi tüketiyoruz ve bunun bedeli ağır olacaktır. Para arzı genişlerken, enflasyonla mücadelede neredeyse tek yöntem olarak döviz kurunun tutulması tercih ediliyor. Bu iki politika bir arada yürütüldüğünde ekonomik dengelerde ciddi çelişkiler ortaya çıkıyor. Dövizin çeşitli yöntemlerle baskılanması, enflasyonun asıl nedenini ortadan kaldırmaz; sadece fiyat artışlarının bir kısmını erteleyebilir veya gizleyebilir. Dolayısıyla, döviz kurunun tutulması aslında enflasyonu düşürmekten ziyade enflasyonun görünümünü geçici olarak yumuşatan bir mekanizma haline gelmektedir.”

Dikkat edilmesi gereken uyarı veya önemli not

Soruyorum: Bu İşte Kim Kazançlı?

Karabat, paylaşımında piyasadaki para arzı (TRM2) ve döviz kuru arasındaki ilişkiyi gösteren bir grafik de ekleyerek, bu verilerin önemli ipuçları sunduğunu ifade etti.

“TRM2, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan en kapsamlı para arzı göstergelerindendir. Dolaşımdaki nakit, vadesiz mevduat ve tasarruf hesaplarını içermektedir. Basit bir ifadeyle, ekonomide harcanmaya hazır toplam TL miktarını göstermektedir. TRM2 ne kadar hızlı artarsa, piyasada para bolluğu da o kadar yükselir. Türkiye'de uzun yıllar boyunca TRM2 ile döviz kuru arasında güçlü bir ilişki bulunmaktaydı. Piyasada TL arttıkça kur da buna bağlı olarak yükselirdi. Ancak son yıllarda bu ilişki bozuldu. TRM2 hızla büyümeye devam ederken, dolar kuru aynı oranda artmıyor. Bunun en büyük nedeni, kurun çeşitli yöntemlerle baskılanmasıdır. Sonuç olarak, para arzı ile kur arasındaki fark açılıyor ve bu durum ekonomideki dengesizliklerin ileride daha sert fiyat hareketlerine dönüşme riskini artırıyor. Düşük kur politikası belirli bir aşamada enflasyonu kontrol altına aldığı için savunulabilir. Ancak sonuç olarak enflasyon düşmüyor, halk yoksullaşıyor. ‘Kur düşük tutulacak’ sözü verilen yabancılar, carry-trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor. Soruyorum: Bu işte kim kazançlı?”

Eylülde Risk Zirveye Ulaşacak

Kalıcı bir enflasyon düşüşü için para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların birlikte çalışması gerekmektedir. Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretim verimliliğini artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm sunmaz. Geçmişte para arzı ile dolar arasındaki fark belirli bir seviyeye ulaştığında devalüasyon yaşanıyordu. Şu an aradaki fark yüzde 40 civarında ve yüzde 50’ye ulaştıkça devalüasyon riski artıyor. Bu hızda devam ederse, eylül ayında risk en üst seviyeye ulaşacak. Yabancılar İran Savaşı ile varlıklarını satıp çıkmaya başladılar. Yerli yatırımcı da dövize yönelirse tarihin en büyük kur krizlerinden birini yaşayabiliriz. Bu nedenle öncelikle hukukun üstünlüğü ve iç barış sağlanmalı, ardından ekonomide yapısal reformlarla gelecek şoklara hazırlıklı olunmalıdır.