Çalışanların gün içerisinde dinlenebilmesi, iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli bir hak olarak öne çıkıyor. Çalışma süresine göre belirlenen ara dinlenmelerine ilişkin uygulamada ise yeni bir değerlendirme yapıldı.
Yargı kararında, uzun çalışma sürelerinde mevcut mola sürelerinin yeterli olmadığına işaret edildi. Buna göre 11 saati aşan çalışmalarda en az 1,5 saat, 13 saati aşan çalışmalarda ise 2 saat ara dinlenmesi uygulanması gerekiyor.
Mevcut uygulamada ara dinlenmesi süreleri, çalışılan saat üzerinden belirleniyor.
Günlük çalışma süresi 4 saate kadar olan işlerde en az 15 dakika, 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar süren çalışmalarda en az 30 dakika, 7,5 saati aşan çalışmalarda ise en az 1 saat ara dinlenmesi verilmesi gerekiyor.
Ancak 11 saati aşan çalışmalarla ilgili verilen yargı kararı sonrasında daha uzun dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekiyor.
Yeni değerlendirmeye göre günlük çalışma süresi 11 ile 13 saat arasında olan çalışanların en az 1,5 saat ara dinlenmesi hakkı bulunuyor.
Çalışma süresinin 13 saati aşması halinde ise bu sürenin 2 saate çıkarılması gerekiyor.
İş Kanunu kapsamında günlük çalışma süresinin kural olarak 11 saati aşmaması esas olsa da uygulamada daha uzun süreli çalışmaların ortaya çıkabildiği ve bu durumda ara dinlenmesi hakkının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Ara dinlenmesi, işçinin fiilen çalışmadığı süre olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle mola süreleri fazla çalışma hesabında toplam çalışma süresinden düşülüyor.
Ara dinlenme çıkarıldıktan sonra çalışanın haftalık fiili çalışma süresi 45 saati aşarsa, aşan bölüm fazla çalışma kapsamında değerlendiriliyor ve buna göre fazla mesai ücreti hesaplanıyor.
Ara dinlenmesinin yalnızca kağıt üzerinde gösterilmesi yeterli görülmüyor. İşverenin çalışanına mola hakkını fiilen kullandırması gerekiyor.
Çalışanın mola sırasında iş yerinde bulunması, tek başına bu sürenin çalışma olarak değerlendirilmesi anlamına gelmiyor. Ancak işçi mola sırasında çalıştırılır veya işverenin emrinde çalışmaya devam ederse ara dinlenmesinin kullandırılmadığı kabul edilebiliyor.
Mola hakkının ücret ödenerek ortadan kaldırılması da mümkün değil.
Ara dinlenmesinin hangi saatlerde kullanılacağı konusunda işverenin işin düzenine göre planlama yapma yetkisi bulunuyor. Molalar toplu şekilde veya çalışanların sırayla dinleneceği bir program doğrultusunda kullandırılabiliyor.
Ancak ara dinlenmesinin çalışma süresi içerisinde verilmesi gerekiyor. İşe geç başlama veya işten erken çıkma şeklinde mola kullandırılması, kanundaki ara dinlenmesi hakkının yerine geçmiyor.
Çocuk ve genç çalışanların ara dinlenmelerinde ise farklı süreler uygulanıyor.
2 saatten fazla ve 4 saatten az süren işlerde en az 30 dakika, 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar devam eden çalışmalarda ise en az 1 saat dinlenme hakkı bulunuyor. Ayrıca belirli durumlarda çocuk çalışanlara her 1 saatlik çalışma sonrasında 15 dakikalık dinlenme verilmesi gerekiyor.
Bir yaşından küçük çocuğu bulunan kadın çalışanlara emzirme amacıyla günlük toplam 1,5 saat süt izni veriliyor. Bu sürenin hangi saatlerde ve kaç bölüme ayrılarak kullanılacağını çalışan belirleyebiliyor.
Süt izni, normal ara dinlenmesinden farklı bir hak olarak uygulanıyor.
Karayolu taşımacılığında çalışan şoförler için de özel dinlenme kuralları bulunuyor.
Şoförlerin 24 saatlik süre içerisinde toplam araç kullanma süresinin 9 saati geçmemesi ve kesintisiz olarak 4,5 saatten fazla araç kullanmaması gerekiyor. Bu sürenin ardından en az 45 dakikalık dinlenme verilmesi gerekiyor.
Uzaktan veya evden çalışanlar da aksi yönde özel bir düzenleme bulunmadığı sürece çalışma mevzuatındaki ara dinlenmesi kurallarına tabi oluyor.
Çalışma şeklinin iş yerinden eve taşınması, çalışanın yasal mola hakkını ortadan kaldırmıyor.
Çalışanlara yasal ara dinlenmelerini kullandırmayan işverenler açısından idari yaptırım uygulanabiliyor. Haberde yer alan bilgilere göre bu ihlal için 26 bin 620 TL idari para cezası söz konusu.
Uzun çalışma sürelerinde mola hakkının doğru hesaplanması, hem çalışanların dinlenme hakkının korunması hem de fazla çalışma ücretlerinin doğru belirlenmesi açısından önem taşıyor.