Mobil
Güzellik

Botoks Ve Dolguya Yerine Geçen: Sıvı Yüz Yenileme! Doğal Yüz Canlandırma Yöntemi

12 Şubat 2026
Daha iyi bir deneyim için tam sürümü deneyebilirsiniz.
Son dönemlerde öne çıkan estetik uygulama "sıvı yüz germe", cildin doğal gençlik potansiyelini harekete geçirerek kalıcı ve doğal sonuçlar sunuyor.

Zaman geçtikçe aynada gördüğümüz görüntü değişir; daha önce belirgin olmayan çizgiler derinleşir, cilt elastikiyetini yitirir ve yüzümüz daha yorgun ve sarkık bir görünüm alır. Dermatoloji Uzmanı Dr. Leyla Elmas, “Estetik uygulamalarla yaşlanmanın bu izlerini silmek için dolgu uygulamak tek yöntem değil; artık bu etkileri doğal yollarla hafifletmek ve cildin kendi gücünü yeniden canlandırmak mümkün” şeklinde ifade etti.

Dr. Elmas, “Son dönemlerde danışanlarımdan gelen talepler arasında ‘Yüzümdeki sarkmalar düzelsin, yüzüm yenilensin istiyorum ama dolgularla şişmek istemiyorum’ gibi istekler sıklıkla yer alıyor. İşte bu noktada son yılların en dikkat çekici uygulamalarından biri devreye giriyor: Sıvı yüz germe” şeklinde belirtti.

Sıvı Yüz Germe Nedir?

Sıvı yüz germe, klasik dolgulardan farklı olarak hacim artırmaktan ziyade cilt kalitesini ve sıkılığını artırmayı amaçlayan bir işlem olarak tanımlanıyor. Dr. Leyla Elmas, “Kullanılan maddeler, cildin kendi kolajen üretimini tetikleyen biyostimülanlardır. Yani dışarıdan bir hacim dolgusu değil, cildin gençlik potansiyelini harekete geçiren bir uyarıcı enjekte edilir. Bu nedenle sonuçlar doğal, uzun süreli ve kişiye özeldir” dedi.

Sıvı yüz germe, doğal ve uzun vadeli sonuçlar sunan bir estetik uygulamadır.

“Halk arasında ‘akıllı dolgu’ veya ‘kolajen aşısı’ olarak bilinen bu yöntemler, aslında biyostimülan dolgular kategorisine girmektedir” diyen Dr. Elmas, “Cilt altına enjekte edilen bu özel bileşenler, fibroblast hücrelerine ‘kolajen üret’ sinyali gönderir. Böylece anında hafif bir toparlanma sağlanırken, cilt haftalar içinde kendi kendini onarmaya başlar” ifadelerini kullandı.

Biyostimülanların Özellikleri

Dr. Leyla Elmas, şu maddeleri vurguladı;

  • PLLA (Poli-L-Laktik Asit): Uzun yıllardır tıpta kullanılan güvenli bir maddedir. Fibroblastları aktive ederek tip I kolajen üretimini teşvik eder. Ayrıca uygulandığı bölgede yağ dokusunun kalitesini ve hacmini destekleyici etkisi de vardır. Etkisi genellikle 4-6 hafta içinde belirginleşir ve yaklaşık 2 yıl boyunca sürer.
  • Kalsiyum Hidroksiapatit (CaHA): Mikroskobik kalsiyum kristallerinden oluşur. Cilt altına yerleştirildiğinde kolajen liflerinin tutunabileceği bir yapı oluşturur. Bu sayede cilt dokusu güçlenir, elastikiyet artar ve gözenek görünümü azalır. Özellikle yanak ve çene hattında belirgin etkiler gösterir.
  • PCL (Poli-Kaprolakton): Yeni nesil, uzun etkili kolajen uyarıcısıdır. Vücut tarafından yavaş yavaş parçalanırken sürekli kolajen sentezini tetikler. Bu sayede ciltte lifting etkisi ve kalıcı sıkılaşma sağlanır.

“Sıvı yüz germe işlemi genellikle kanül adı verilen, ucu kesici olmayan ve cilt altında rahatça hareket ettirilebilen özel iğneler ile gerçekleştirilir” diyen Dr. Elmas, “Bu yöntem hem morarma riskini azaltır hem de ürünün yüz anatomisine uygun şekilde homojen olarak yayılmasını temin eder. İşlem yaklaşık 20-30 dakika sürer ve sonrasında kişi hemen sosyal hayatına dönebilir” şeklinde açıkladı.

“Ciltte hafif bir dolgunluk hemen hissedilebilir; fakat asıl ve kalıcı etki haftalar içinde giderek artar” diyen Dr. Elmas, “Bu, tekniğin en güzel yönüdür: aniden değişen bir yüz ifadesi yerine, kademeli ve doğal bir gençleşme sağlar” şeklinde ekledi.

Sıvı yüz germe uygulamaları, üst yüz kırışıklıkları için botoks ile desteklenmelidir.

Kaş arası, alın ve göz çevresindeki (kaz ayağı) mimik kırışıklıkları, kas hareketlerine bağlı olduğu için bu bölgelere sıvı yüz germe içerikleri uygulanmamalıdır. Bu alanlarda etkili ve doğru yaklaşım botoks uygulamalarıdır ve bu tedavilerle devam ediyoruz.

Sıvı yüz germe ise daha çok alt ve orta yüz bölgesindeki gevşeme, sarkma ve cilt kalitesi kaybı için tercih edilmektedir.

Dr. Elmas, “Sıvı yüz germe uygulamaları tek başına yapılabileceği gibi, diğer cilt gençleştirme yöntemleriyle bir arada uygulanabilir. Genellikle en iyi sonuçlar kombine tedavilerle elde edilir” dedi ve ekledi:

Fokuslu ultrason (HIFU), radyofrekanslı mikroiğneleme (altın iğne), fraksiyonel lazerler, cilt kalitesini artırmaya yönelik mezoterapi–PRP veya eksozom uygulamalarıyla birlikte planlandığında; hem derin dokularda sıkılaşma sağlanır hem de cildin üst katmanlarında kalite artışı desteklenir. Bu sayede cildi farklı katmanlardan uyararak etkiyi maksimum düzeye çıkarmak mümkündür.

Ayrıca Dr. Elmas, “Bu uygulamalar, yüz anatomisi ve cilt katmanları konusunda eğitim almış dermatologlar tarafından, kişiye özel olarak tasarlanmalıdır. Kullanılacak ürünün (PLLA, CaHA veya PCL) seçimi; cilt dokusu, yaş, elastikiyet ve beklentiler göz önünde bulundurularak kişiye özel yapılmalıdır. Unutmayın; bu işlemlerle amacımız bambaşka bir yüz oluşturmak değil, yılların yavaşça azalttığı canlılık, sıkılık ve tazeliği cildinize geri kazandırmaktır” dedi.