Mobil Uygulamayı İndir

Haberleri mobil uygulamamızdan takip edin!

Bildirimler

Sitemize Hoş Geldiniz

Güncel haberler ve son dakika gelişmeleri için bizi takip edin!

Şimdi

Bankacılık Alanında Öne Çıkan 5 Hisse Senedi Seçeneği

E
Yazar Medya
5 dk okuma 67 okunma Yayınlanma: 27 Şubat 2026 03:00 Güncelleme: 27 Şubat 2026 05:29
Bankacılık Alanında Öne Çıkan 5 Hisse Senedi Seçeneği
Bankacılık Alanında Öne Çıkan 5 Hisse Senedi Seçeneği Foto: Yazar Medya

ABD-İran Gerilimi ve Piyasalara Etkisi

Geçtiğimiz hafta, ABD ile İran arasındaki gerilim, finans piyasalarının ana gündem maddesi oldu ve gerilimin artış sürecinde önemli bir rol oynadı. ABD borsaları ve bazı Asya piyasalarının kapalı olmasına rağmen, küresel borsalar haftaya dengeli bir risk iştahı ile başladı. Ancak İran'ın Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda tatbikat yapması, jeopolitik gerginliği artırdı. Bu bölgeden küresel petrol ve sıvı doğal gaz sevkiyatının yüzde 20-30'unun geçmesi sebebiyle tedarik kaygıları yeniden gündeme geldi. Avrupa ve Asya borsalarında genel görünümün zayıf olduğu gözlemlendi.

İran ve ABD'nin Çözüm Arayışları

Hafta ortasında, İran ile ABD'nin bürokratik çözüm arayışları, küresel risk iştahını destekledi. ABD'nin çelik ve alüminyum tarifelerinde gevşeme sinyalleri vermesi ve teknoloji şirketlerine gelen satışların yavaşlaması, borsalarda olumlu bir etki yarattı. Wall Street'in alıcılı kapanmasının ardından, ABD ve Avrupa vadelilerinin de pozitif bir bölgede olduğu görüldü. Asya'da ise yeni yıl kutlamaları dolayısıyla Güney Kore, Tayvan, Çin, Hong Kong ve Singapur borsaları kapalıydı. Japonya ve Avustralya borsalarında ise bir artış kaydedildi.

Hafta sonuna doğru İran'a yönelik olası güçlü müdahaleler hakkında artan haber akışları takip edildi.

İran'a Müdahale İhtimali ve Piyasalardaki Etkisi

Hafta sonuna yaklaşırken, İran'a müdahale olasılığına dair tansiyonu artıran haberler gündeme geldi. Özellikle ABD kaynaklı medyadan gelen bilgiler, bölgeye yönelik mühimmat ve asker yığınağının arttığını ve yakın bir zamanda İran'a müdahale edilebileceğini öne sürdü. Müdahale planlarının birkaç hafta sürebileceği belirtilirken, İran'ın verebileceği yanıtlar ve bölgedeki ABD üslerine yönelik tehditler piyasalarda huzursuzluk yarattı.

Borsa İstanbul, geçtiğimiz haftaya pozitif bir başlangıç yaparak devam etti. BİST'teki şirketlerin yaklaşık yüzde 20'sinin 4. çeyrek finansallarını açıkladığını belirten uzmanlar, şirket finansallarındaki iyileşmenin sürdüğünü ve hedef değerlerin yukarı yönlü revize edildiğini ifade etti. Güncel verilere göre, 12 aylık BİST-100 endeks hedefinin 17.160 seviyesinde olduğu belirtildi. Bu değerin, 4. çeyrek sonuçları tamamlandığında 17.500-18.000 aralığına ulaşabileceği, yılın ikinci yarısında ise 2027 sonuna işaret eden hedeflerin 19.000-20.000 seviyelerine yöneleceği düşünülüyor.

Borsa İstanbul'da İran'a müdahale ile ilgili haberlerin etkisiyle endeksin dalgalanabileceği unutulmamalıdır.

Hafta ortasında Borsa İstanbul, 14.200 seviyelerinden 14.530'a kadar yükselmesine rağmen, İran'a müdahale haberleriyle birlikte endeks 14.144 puana kadar geriledi. ABD-İran gerilimleri paralelinde Borsa İstanbul'da Perşembe günü yüzde 3'ü aşan bir değer kaybı yaşandı. Gün içinde destek seviyelerinin ardı ardına kırılmasıyla satışlar hızlandı. Ancak piyasa aktörleri, para çıkışı yaşanmadığını, dolayısıyla bu süreçte fiyatların bir miktar geri gelse de özellikle kurumsal yatırımcıların soğukkanlı bir izleme sürecinde olduğunu vurguladı. Borsa uzmanları, teknik açıdan 13.600, 13.400 ve 13.000 / 13.300 destek seviyeleri ile 14.000 / 14.200 ve 14.400 / 14.550 direnç seviyelerinin izlenebileceğini ifade etti. Borsa İstanbul haftayı 13.934,06 puandan kapattı.

Bankacılık Sektörünün Durumu

Borsa İstanbul'da işlem gören 10 banka bulunmakta. BIST-100 içerisinde banka hisselerinin toplam payının yüzde 16.3 olduğunu belirten uzmanlar, bankacılık sektörünün faiz indirim sürecinden en hızlı ve olumlu şekilde etkilenecek sektörlerden biri olduğunu vurguladı. Bankacılık sektörünün BİST-100 içindeki ağırlığı aktif olarak yüzde 16.3 olsa da genelde bu oran yüzde 15-20 arasında dalgalanıyor. Bu durum bankaları endeksin yönü açısından kritik sektörlerden biri haline getiriyor. Özellikle yabancı yatırımcı hareketlerinde bankaların etkisi daha belirgin olmaktadır.

BIST-100 içerisinde en yüksek paya sahip endeks ağırlıklarına bakıldığında bankacılık genellikle ilk sırada yer alıyor. Bunu holdingler, sanayi, perakende ve telekom-ulaşım grubu takip ediyor. Dolayısıyla bankacılık, çoğu dönemde ilk iki sektör arasında kalarak endeksin yönünü belirleyen ana segment olmayı sürdürüyor.

Şubat ayından itibaren yıl sonuna kadar 7 Merkez Bankası toplantısı bulunmaktadır.

Bu toplantılarda faiz indirimlerinin devam etmesi bekleniyor. Sektör temsilcileri, bunun özellikle bankaların TL kredi-mevduat makaslarını olumlu etkileyerek, marjlarda ve net kârlılıklarda ikinci yarıda önemli bir toparlanma sağlayabileceğini düşünüyor. Bu iyileşmenin hisse performanslarına da yansıyacağını öngören analistler, banka hisselerinin endeks üzerinde yeniden katalizör rolü üstleneceğini tahmin ediyor. Banka hisselerinin ekonomik gelişmelere duyarlılığı yüksek olduğu için doğru zamanlarda yatırımcılara güçlü bir getiri potansiyeli sunabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, "Bu hisseleri portföyüne eklerken yalnızca kısa vadeli piyasa beklentileri değil, aynı zamanda temel finansal göstergeler ve ekonomik gelişmeler de dikkatle değerlendirilmelidir." diyor.

Banka Hisselerine Özel Dikkat

Banka hisselerinin doğru zamanda güçlü getiri potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan analistler, uygun seviyelerde portföylere dahil edilmek üzere 5 banka hissesine dikkat çekiyor.

4. Çeyrek Finansalları Gündemde

Bu hafta (23 Şubat haftası) veri tarafında yoğun bir gündem bulunmadığını belirten İntegral Yatırım Araştırma Uzmanı Harun Raşit Demircan, "27 Şubat Cuma günü Türkiye büyüme verisini takip edeceğiz. Veri akışı olsa da, şu an piyasadaki algının genel anlamda olumlu olduğunu ve ciddi bir haber akışı olmadığı sürece bu havanın bozulmayacağını düşünüyoruz. Ana gündemimiz bu süreçte 4. çeyrek finansalları olmaya devam edecek." diyor.

BİST-100 endeksinde 14.000 bandı üzerinde görünüm korundukça pozitif havanın devam etmesini öngören Demircan, enflasyonun ana seyri belirleyici ve ana faktör olmaya devam edeceğini ifade ediyor. Şubat ayı enflasyonunun beklentilerin çok üzerinde gelmediği senaryolarda, mart ayı PPK toplantısında faiz indirim beklentilerinin devam edeceğini belirtiyor. "Bu beklenti bozulmadığı sürece ana görünüm güçlü devam edecektir." diyor. Ayrıca, mart ayının ilk 2 haftası yoğunlaşacak bilanço döneminde endekste ağırlığı yüksek şirketlerin finansallarının kritik olacağını düşünüyor.

Son dönemlerde endekste ağırlığı yüksek şirketlerin sağladığı pozitif katkının, endeks hareketliliğinde önemli bir rol oynadığını belirten Demircan, Şubat ayı enflasyonu ile birlikte hareketliliğin banka hisseleri öncülüğünde gerçekleşebileceğini düşünüyor.

Tofaş Oto Hissesi ve Çimsa'nın Durumu

A1 Capital, geçen hafta Tofaş Oto hissesi için yüzde 37.5 getiri potansiyeli ile 'al' tavsiyesinde bulundu. A1 Capital, Tofaş Oto'nun 2025 yılında operasyonel yapısında önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Şirketin, Stellantis Türkiye operasyonlarının konsolidasyonu ile birlikte ölçeğinin büyüdüğünü ve gelirlerde güçlü bir artış kaydedildiğini ifade etti. Ancak marjların geçiş sürecinin etkisiyle baskı altında kaldığını vurguladı. A1 Capital, hisseye yönelik şu değerlendirmeyi yaptı: "Şirket, 2025'in son çeyreğinde 121.7 milyar TL net satış geliri elde ederek yıllık bazda yüzde 235.3 büyüme kaydetti. Çeyreksel artış ise yüzde 33.7 seviyesinde gerçekleşti."

Aynı dönemde FAVÖK 4.59 milyar TL olurken, FAVÖK marjı yüzde 3.8'e yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde yüzde 0.8 olan marja kıyasla belirgin bir toparlanma dikkat çekti. Net kâr ise 4Ç24'teki 158 milyon TL zararın ardından 5.3 milyar TL olarak gerçekleşti.

2025 yılı toplam net satış gelirleri yüzde 102.9 artışla 319.4 milyar TL'ye ulaştı. Ancak ölçek büyümesine rağmen marjlarda daralma görüldü; FAVÖK 9.99 milyar TL (-%17,7), FAVÖK marjı yüzde 7.7'den yüzde 3.1'e geriledi. Brüt kâr marjı yüzde 11'den yüzde 6.5'e düştü. Net kâr yüzde 22.2 artışla 8.35 milyar TL olarak gerçekleşti.

Net kârdaki artışta operasyonel toparlanmanın yanı sıra, 2024'te yüksek olan enflasyon muhasebesi kaynaklı parasal pozisyon kaybının 2025'te belirgin şekilde azalmasının etkili olduğu belirtildi. 2025 yıl sonunda konsolide net finansal borç 33.7 milyar TL'ye yükselecek. Net borç/FAVÖK oranı 0.9'dan 3.4 seviyesine çıkacak. Bu artışta Stellantis Türkiye'nin konsolidasyonu ve yatırım harcamaları belirleyici olacaktır. Toplam finansal borç 53.7 milyar TL'ye ulaşırken, özkaynaklar 60 milyar TL seviyesinde gerçekleşti.

Şirket yönetimi 2026 yılı için; yurtiçi satış: 350–370 bin adet, ihracat: 65–75 bin adet, üretim: 140–150 bin adet, yatırım harcaması: 250 milyon euro, vergi öncesi kâr marjı: yüzde 3–4 öngörüsünde bulundu. 2025'te yüzde 2.8 olan marj dikkate alındığında, kademeli bir iyileşme beklenmektedir.

A1 Capital, yapılan indirgenmiş nakit akımı (DCF) ve çarpan analizleri sonucunda Tofaş Oto hissesi için 479 TL hedef fiyat belirledi. Analizin yapıldığı tarihte son kapanış fiyatı 348.25 TL seviyesindeydi ve bu hedef fiyat yüzde 37.5 getiri potansiyelini işaret ediyordu. Hissede tavsiyeleri ise 'al' yönünde.

Gedik Yatırım, geçen hafta model portföyüne Çimsa'yı eklediğini açıkladı. 2026 yılında sektörde beklenen toparlanma, faiz indirim süreci ve Çimsa özelinde yurtdışı yatırımların katkısıyla operasyonel görünümün güçleneceğini düşünüyor. Hisseye yönelik şu açıklamaları yaptı: "Şirketin tam kapasite çalışıyor olması, organik ve inorganik büyüme stratejisi ile birlikte destekleyici bir çerçeve sunarken, Suriye kaynaklı olası yeniden yapılanma fırsatları da sektör için ek katalizör olabilir."

Yurtdışı kapasite artışları ve ürün miksindeki iyileşme karlılığı destekleyebilir. 4. çeyrek sonuçlarının güçlü gelmesini bekliyoruz ve operasyonel momentumun 1. çeyrekte de devam edeceğini öngörüyoruz. Hisse, 2026 tahminlerimize göre 6.7 FD/FAVÖK çarpanıyla işlem görmekte ve 4 yıllık ortalama 8.5 seviyesine göre iskontolu görünmektedir. Ayrıca, Akçansa için alınan bağlayıcı teklif yaklaşık 14.5 FD/FAVÖK çarpanına işaret etmekte olup, Çimsa'nın bu seviyeye kıyasla yaklaşık yüzde 50'nin üzerinde iskontolu işlem gördüğünü göstermektedir. Öte yandan hisse, yılbaşından bu yana endeksin yüzde 8.2 altında performans göstermiştir.

TSKB'nin 4. çeyrek dönem karı, bir önceki çeyreğe göre yüzde 25 düşüş göstererek 2.098 milyon TL olarak gerçekleşti. Piyasanın kar beklentisi 2.023 milyon TL seviyesindeydi. 2025 yılında net dönem karı yıllık bazda yüzde 12 artışla 11.4 milyar TL oldu. YP krediler dolar bazında orta tek haneye yakın oranda artarak 5.1 milyar dolara yükseldi ve yılbaşından itibaren kurdan arındırılmış kredi büyümesi yüzde 11.2 seviyesine ulaştı. TSKB, 2026 yılı için düşük çift haneli kredi büyümesi, yaklaşık yüzde 25 özsermaye kârlılığı ve yüzde 4.5 net faiz marjı bekliyor.

Banka, ortalama enflasyonun üzerinde faaliyet gideri artışı ve yüzde 2.5 civarında takipteki kredi oranı öngörürken, net ücret ve komisyon gelirlerinin yüzde 50'nin üzerinde artmasını tahmin ediyor. Banka, makul çarpanlarıyla yükseliş potansiyeli taşımaktadır.

Yapı Kredi'nin 4. çeyrek dönem karı, önceki çeyreğe göre yüzde 38.4 oranında azalarak 9.280 milyon TL olarak gerçekleşti. Piyasanın kar beklentisi 8.443 milyon TL idi. 2025 yılındaki net dönem karı ise geçen yıla göre önemli bir değişim göstermektedir.

Etiketler

#bankacılık hisse senetleri #ABD İran gerilimi #piyasa etkileri #jeopolitik gerginlik #petrol sevkiyatı #Asya borsaları #Wall Street #çözüm arayışları

Videolar