Polonya Merkez Bankası (NBP) Yönetim Kurulu üyesi Artur Sobon, bankanın altın rezervlerini 700 ton seviyesine çıkarmayı planladığını açıkladı. ABD ile Avrupa arasında Grönland'ın geleceği hakkında artan gerilim, yatırımcıların daha güvenli varlıklara yönelmesine neden olurken, altın fiyatları da yükseliş gösterdi.
Sobon, artan altın fiyatlarının NBP için büyük bir engel teşkil etmediğini ifade ederek, "Ana amacımız, bu belirsiz jeopolitik dönemlerde Polonya'ya istikrar, güvenlik ve güvenilirlik sağlayacak uygun bir portföy oluşturmaktır. Fiyat bizim için öncelikli bir mesele değil" şeklinde konuştu.
Polonya'nın yeni altın hedefi için belirli bir takvim mevcut değilken, piyasa fiyatları göz önüne alındığında 150 tonluk ek alımın maliyetinin 23 milyar doları geçeceği tahmin ediliyor.
Merkez bankalarının gerçekleştirdiği alımlar, altının son 18 ayda iki katına çıkmasının ana nedeni oldu. Alım hızı, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından döviz rezervlerinin dondurulmasıyla birlikte 2022'de artış gösterdi. Bu durum, dondurulamayan bir varlık olan altının cazibesini yeniden öne çıkardı.
Geçen yıl, NBP'nin gerçekleştirdiği 100 tonluk altın alımı, resmi verilere göre en yüksek seviye olarak kaydedildi. Ancak analistler, özellikle Çin'deki bazı devlet kurumlarının son yıllarda gizlice altın alımlarını artırdığını vurguluyor.
Polonya Merkez Bankası Başkanı Adam Glapinski, 2025 sonuna kadar 550 ton olan altın rezervi üst sınırının artırılması gerektiğini savundu. Şu ana kadar banka, toplam rezervlerinin en fazla yüzde 30'unu altına ayırabiliyordu; ancak fiyatlardaki artışla birlikte bu oran yaklaşık yüzde 28 seviyesine ulaştı.
Sobon, "Yeni hedefimiz doğrultusunda, Polonya Merkez Bankası büyük ihtimalle altın alımları konusunda lider konumunu sürdürecektir" dedi.
Altın alımlarının hızı ve sıklığı, NBP traderlarının takdirine bağlı olduğunu belirten Sobon, bazı dönemlerde hiç alım yapılmayabileceğini ifade etti. "Altını, fiyatında olası bir düzeltme ihtimaline karşı uzun vadeli bir güvenlik aracı olarak değerlendiriyoruz" şeklinde konuştu.
Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Doğu Avrupa'da jeopolitik riskleri artırarak güvenlik endişelerini tetikledi. Polonya ve eski Doğu Bloku ülkeleri NATO ve Avrupa Birliği üyesi olsa da, risk algısı yükselmeye devam ediyor. Bu bağlamda Polonya'nın altın rezervleri daha da kritik bir hale geliyor.
Sobon, "Coğrafi konumumuzu dikkate almamız gerekiyor; altın, Polonya devletinin güvenilirliğini ve finansal istikrarını güçlendiriyor. Polonya'nın tarihi deneyimleri ışığında, halkı altın rezervlerinin önemine ikna etmek zor değil" dedi.
Polonya, artan döviz rezervleri sayesinde bu altın alımını gerçekleştirebiliyor. Avrupa Birliği fonlarından gelen destekler, genellikle merkez bankasında doğrudan zlotiye dönüştürülüyor. Altın dahil resmi rezerv varlıkları şu anda yaklaşık 271 milyar dolar seviyesinde bulunuyor; bu rakam, Polonya'nın 2004'te AB'ye katıldığı dönemde 36 milyar dolardı.
Glapinski, "Şu anda rezervlerimizi yapılandırmak ve uygun bir portföy oluşturmak için yeterli alanımız var. Gelecekte bu kadar büyük fon girişlerinin olmayacağını düşünüyorum" dedi. Polonya'nın zenginleşmesiyle birlikte, AB'nin daha az gelişmiş bölgelere yönelik fonlarının başka ülkelere yönelmesinin de olası olduğunu belirtti.
Sobon, merkez bankasının altın fiyatlarının geleceği hakkında yorum yapmasının uygun olmadığını belirtti. Bugünkü küresel durumun, Soğuk Savaş'ın sona erdiği ve altın fiyatlarının jeopolitik gerilimlerle düştüğü dönemden oldukça farklı olduğunu vurguladı.
Sobon, "Bugün kimsenin jeopolitik olarak istikrarsız zamanların sona ereceğine dair bir yanılsaması yok. Her gün ABD, Çin ve Rusya gibi önemli küresel aktörlerin aldığı kararlar bunu doğruluyor" dedi.
ABD – Yaklaşık 8100 ton
Almanya – 3350 ton
IMF – 2800 ton
İtalya – 2450 ton
Fransa – 2430 ton
Rusya – 2300 ton
Çin – 2280 ton
İsviçre – 1040 ton
Japonya – 765 ton (yaklaşık)
Türkiye – 641 ton (2025 sonunda yaklaşık)
Polonya'nın altın rezervi ise yaklaşık 94 ton seviyesindedir.